30 Ocak 2016

Brida'yı kaybettim, bulamıyorum.

Brida'yı kaybettim, bulamıyorum!
Arayacağım yeri hiç bilmiyorum mesela."Şeytan" mı aldı götürdü?
Belki de bu kez gerçekten birine satmıştır.
Ağlarken dudaklarımı içeri doğru çekiyorum bazen, ağlamamı durduracağını düşündüğümden. Ne kadar çirkin gözüküyorumdur kim bilir.
Nasıl da yazamıyorum şu an.
İnsanın kendi kendiyle konuşamaması..
Düşünemiyorum.
Neye sahipsem kaybetmişim gibi. Bi' yerlerde bir şeyler çok can yakıyor. Tutamıyorum ucundan. Bırakalı çok oldu.
İyi?
İki ayda beş balık öldürdüm. Ya da altı.
Kendimi tanımıyorum. Tanıyamıyorum değil tanımayı reddediyorum sadece.
Ayda bir yerçekimine kapılıyorum.
Aylar bitmiyor.
Ne yazıyordum, ne çiziyordum, ne dinliyordum, ne okuyordum?
Hatırlayamıyorum.
ANNEMİ ÖZLÜYORUM.
Kokusunu hatırlıyorum.
Lisedeki karın ağrılarım yok artık. O zamanki mide bulantılarım yok hayatımda.
Nasıl yapıyorduk? Bu içinden çıkılmazlığı, bu örümcek ağının çözülmezliğini, bu karabasanları nasıl sanata dönüştürüyorduk?
İnsan içini nasıl döküyordu okuyucu?!
Ben HATIRLAMIYORUM.
Yorgun değilim, yorulacak hiçbir şey yapmadım.
Brida hiç yok muydu aslında?
Acaba?
O kadar ağladım ki gözlüklerimden bakmak çok zor.
Tırmanmayayım diye öyle bir karar vermişim ki düşemiyorum da. Bi' düşsem kendime gelir miyim? -Hayır. Düşmüyorum. Çünkü düşmeyi de reddediyorum.


N'apıyorum?